
Canı yanan tüm anaların, babaların acısı daha çok çöktü içime bu şarkı ile... Yine de işte "Geçecek güleceğim! /Geçecek bastıra bastıra! / Ve her şeye rağmen, bir şarkı söyleyeceğim..."
Her şeye rağmen bir şarkı söyleyebilmeniz dileğiyle...
Bu dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insandan herhangi birinin sayfası bu... Hayatını anlamlı işlerle doldurma çabası ve "farkında yaşama" kaygısından öte "büyük" kaygıları olmayan birinin... "Ne"lerden çok "Neden"lere kafayı takmış, çok konuşan, çok soran, çok sorgulayan, "kendi yolu"nda yürüyen Kardelen'in sayfası...

"Everyone's a miracle in their own way
Just listen to yourself, not what other people say
...
Be who you want to, be who you are
Everyone's a hero, everyone's a star
When you wanna give up, and your heart's about to break
Remember that you're perfect, God makes no mistakes
...
Remember every new beginning, is some beginning's end"
Sen, mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?işin kolayına kaçmadan amagül yanaklı bebesini emzirenmelek yüzlü anneciğin resmini değilne mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığınne de al çeperli elmanın1961 yaz ortasındaki küba'nın resmini yapabilir misin?çok şükür, çok şükür bugünleri de gördümölsem gam yemem gayrinin resmini yapabilir misin üstad?
Nazım Hikmet
İşte tüm bunları böylece düşünüp, bir yandan da kendimce karalarken; birden, belki de pek çoğumuzun bildiği şu meşhur “mutluluğun resmi” geldi gözümün önüne. Çoğu kişinin sandığı üzere Abidin Dino’ya ait değil bu resim… Dianne Dengel isimli Amerikalı bir ressama ait.
Bu yaş günümde aldığım en güzel hediyelerden biri Küçük Prens’in üç boyutlu kitabı oldu. Küçük Prens, başucu kitabımdır benim, yetişkin dünyaya inat, geceleri uyumadan önce açıp açıp okuyup, kendi “gezegenimi” unutmamamı sağlar ;) Çok değerli bir arkadaşım, hediyesi ile onun için ne kadar değerli olduğumu anlattı bana…
“Ah biz büyükler!” Kendi “büyük” dünyamızda ne de çok biliyoruz her şeyi… :) O kitapları kesip modelleyecek zanaatkâr mı kalmadı Türkiye’de, yoksa bu iş bile Çin’de daha ucuz ve böylece göz göre göre zanaatkârlığı da mı öldürüyoruz? Çin’de üretip, hangi dilde olacaksa basıveriyorlar demek ki… Bu Çin gittikçe gözüme “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” (!) gibi görünmeye başladı! Ailenin anlamını unutmuş, sorunlu ama kibar ev sahibi Willy Wonka _burada Çin oluyor :)_ ilgi çekici, heyecan verici, birbirinden lezzetli çikolatalar üretip aklımızı başımızdan alıyor… Küçük Charlie Bucket, Küçük Prens ile güçlerini birleştirse, biz büyükleri “büyük” dünyamızdan alıp, küçük ama gerçek mutlulukların anlamını hatırlamamızı sağlar mı acaba?
Blog karalamalarım konusunda yeni bir adım atmaya karar verdim. Burayı çok ihmal ettim biliyorum. Hatta pazarlama sayfama daha fazla zaman ayırıyorum, farkındayım ama anlıyorum ki, içimden akan kelimeleri derleyip toplamak, cümleler kurmak, yazmak, beni rahatlatıp, kendi yolculuğumda farkındalıklara erişmemi sağlayan eylemlerden biri. O nedenle daha sık yapmalıyım. Hayata katkı sağlayabilmek gibi bir kaygım varsa, beni besleyen şeylere daha fazla zaman ayırmalıyım...
Bu yıl 30 Mumlu Pasta'nın heyacanı ile, parti için davetiye tasarımı yaparken, bir an düşündüm, beni ben yapan, hayatımı anlamlı kılan, varlıkları ile değerini arttıran öyle çok şey vardı ki... O nedenle beni, hayatıma dokunmuş her şeyi anlatan bir şey olmasını istedim...