Sayfalar

Mart 19, 2020

"Bir kelebeğin kanat çırpışı dünyanın öbür ucunda fırtınaya yol açabilir." *

Son bir kaç hafta, hatta belki 2020 başından bu yana, Dünya genelinde meydana gelen olayların ve verdiğimiz tepkilerin üzerine düşünüyordum... Hem tüm tarihimiz, hem de yakın geçmişte sadece iki-üç nesillik dönemde bile yaşanan toplumsal olayları düşünürsek; genel kültürü ve krizlere karşı refleksleri pozitif yönde çok gelişmiş, bir olmanın önemi daha iyi kavramış bir ülke ve toplum olmamız lazımdı aslında. Tüm o krizlere, kaotik ve psikolojisi zor günlere bakınca yani öyle olması beklenirdi herhalde...

Ama onun yerine bizde gerçeklikten kopma, duyarsızlaşma (İdoşuma 🙏&💙), değerlerini unutma, her konuyu desteksiz ve altyapısız eleştirme veya her konuda şöyle bir fikir sahibi olup boş konuşma, boş davranma, uzmanlığı küçümseme gibi şeyler daha fazla gelişmiş. Ekonomik sebeplerin, zorlukların, eğitim kalitesinin buna etkisi büyük elbette ama genel anlamda (edit: psikoloji ve davranışlar açısından) bakınca savunma mekanizması veya ilkel benlik ve hayatta kalma güdüsü ile de ilgili mi bilemiyorum... Uzmanı gibi konuşup bir “her şeyden anlayan” davranışı göstermek istemem 😀 Yine de düşünmeden edemiyorum tabi... Avrupa halkı alışkın değil hadi krize, acil duruma vs, refleksleri az, ya bizde?
***

İnsan olarak onca tecrübeden ve tarihsel olaylardan zerre öğrenmiyor oluşumuzu ne açıklar? Vurdumduymazlığımız, " Şimdi bir semt adı “Vefa” " misaline dönen empati anlayışımız, birbirinin ihtiyaçlarına olan yüzeysel duyarlılıklarımız, panik veya anksiyete gibi bir çeşit travma tepkisi mi?

Öte yandan,  farklı alanlardaki farklı uzmanların da bir süredir anlatıp söylediği gibi insanoğlu bence de büyük bir değişim ve dönüşüm döneminde, dünya pek çok açıdan topyekün önemli bir sınav veriyor gerçekten... Ben inanıyorum buna en azından.

İki Kurdun Hikayesi

Uzun zamandır biriktirdiğim çok şey var aslında, ama yazma motivasyonum ve zamanım yoktu pek. Vaktin çoğaldığı, onu anlamlı ve verimli geçirmek istediğim şu günlerde yazma motivasyonum da geri geldi. Az sonra başka bir yazı yayınlayacağım.  Orada bahsettiğim iki kurt hikayesinin ne olduğunu bilmeyenler için önce bunu paylaşmaya karar verdim. Çok sevdiğim bir kızılderili hikayesidir, şöyle der;




Eylül 17, 2017

Bilim ve teknoloji ne için var?

Bilim ve teknoloji keşke sadece insanların böyle mutlu olmasına hizmet etse... Keşke mutluluk ve sevgi, herkes için eşit algılansa. Ben senden üstünüm öyleyse ben daha iyisini hakediyorum veya benim ülkem seninkini döver veya nee, sen bana mı dedin, kime dedin, gibi kafalar hiç olmasa, savaşlar çıkmasa, kazanmak/yenmek/diğerini "bitirmek" veya "yok etmek" için bilim ve teknoloji kullanılmasa... İnsanoğlunun bencil, hırs dolu, egolu isteklerine, güç sahibi olmaya değil, "varoluş"un muazzamlığına, herkes için kolaylığa, herkes için huzura, herkes için gelişime hizmet etse...

Başarı denen şey...

Deal is deal 😇  Kendimle bir anlaşma yaptım, ilk adımı atıyorum. Bu yazıya bu sabah Facebook'ta rastladım. Özgür Bolat isimli birinin paylaşımıymış. Tanımıyorum kendisini. Başarı ve mutluluk hakkında yazılmış samimi düşünceler...

Benim de kendimi bildim bileli inandığım bir şeydir; mutluluk ve başarının etiketlerle ilgili olmadığı... İç huzuru ile, vicdanla, kendini "yetiştirmek", geliştirmek ve varolmakla ilgilidir bana göre. 

20'li yaşlarımdan beri, panomda/buzdolabımda asılı duran çok sevdiğim bir yazı var. Der ki; 

"Başarı sık sık gülmek ve çok sevmektir. Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır. Dürüst eleştirmenlerin onayını almak, sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır. Güzeli sevmektir; herkesteki en iyiyi bulmaktır. Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir. Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak Dünya'nın iyileşmesine katkıda bulunmaktır. Gönlünce eğlenmek ve gülmek; kendinden geçerek şarkı söylemektir. Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. İşte bu başarılı olmaktır."   

Yeni başlangıç çözümleri : )

Bugün bir karar aldım. Farkettim ki Facebook, Twitter ve Instagram gittikçe ve gittikçe bu sayfanın önüne geçmiş ve yerini almış. Oysa paylaşmaya değer çok şahane şeyler var elimde... 😍  Onları burada da paylaşacağım artık! Yeni yıla çok var, benimki "New-beginning resolutions" olsun 😉

Hatta abartıp, Facebook'tan geriye dönük şeyleri de ekleyeceğim vakit buldukça. 😉 👍  Sevdiğin ama vakit ayırmadığın birşeylere yeniden başlamak her zaman güzeldir.

Anlaşma yapılmıştır!

Temmuz 14, 2016

5 yıl önce, 5 yıl sonra...

Facebook'un tarihte bugün özelliğini seviyorum... Acı, tatlı, keyifli veya keyifsiz; günlük hayata ve geçmişe ilişkin pek çok şeyi hatırlamasını sağlıyor insanın...

Bugünkü hatırlatmaları sayesinde 14 Temmuz 2011 yılına ait iki şeyi gülümseyerek hatırladım. Biri Emine Sultanımızı, babaannemizi ve Sacit kaptanımızı, eniştemizi 3 gün arayla kaybettikten sonraki anlama ve alışma günlerinde hayat bulmuş cümlelerimin, diğeri de kurumsal hayattaki hemen her sabah yaşadığım, klasik koşturmalarımın hatırası... : )

Ocak 07, 2016

Tüm Evren Tek Karede

Facebook'ta Cosmos'un şu paylaşımına rastladım; sonra da gündemdeki "bir kaç" malum konu geldi aklıma...

"Tüm evren tek karede
Pablo Carlos Budassi isimli bir sanatçı, NASA ve Princeton Üniversitesi’nin verilerini kullanarak evrenin haritasını çıkardı.Güney Amerikalı ressam ve müzisyen Pablo Carlos Budassi, Princeton Üniversitesi’nin logaritmik haritaları ve NASA uydularının çektiği fotoğrafları sayesinde evreni ‘tek bir göze sığdırdı’. Söz konusu karede, evrenin bugüne kadar gözlemlenebilmiş tüm kısımları bir arada görülüyor.
Tam merkezinde Dünya’nın da içinde yer aldığı Güneş Sistemi’nin oturtulduğu karede Samanyolu, komşu galaksi Andromeda, diğer yıldız oluşumları ve Büyük Patlama’dan (Bing Bang) kalan plazma halkası yer alıyor.
3 MİLYON UZAY NESNESİ
Princeton Üniversitesi’nin bu kareye kaynak oluşturulan ve Sloan Dijital Gökyüzü Araştırması (Sloan Digital Sky Survey) baz alınarak ortaya çıkarılan haritada, 3 milyon uzay nesnesi bulunuyor."

Eylül 09, 2015

Oyuna Gelme...

Haberleri izliyorum; inanamıyorum..! Bağzı "milliyetçiler" kafayı mı yediniz??? İndirin, öldürün ne demek? Tekbir getire getire bina yakmak, saldırmak ne demek? Sen intikam peşinde, o intikam peşinde, nereye gideriz aklınız hiç mi çalışmıyor? Bunca kanın, giden canın sebebi zaten bu ayrımcılık, hiç mi anlamıyorsunuz..?? Hepimiz birbirimizi öldürelim o zaman?!? Senin teninin rengini sevmedim, senin de kaşını gözünü beğenmiyorum, sen geçen sene, sen dün, sen de 40 sene önce benim Türk/Kürt/Ermeni/Musevi/Alevi kardeşimi/anamı/babamı/komşumu öldürdün, zulmettin vs vs...

Önce sağduyu..! Önce sukunet... Sonra düşün. Ama iyi düşün. Sorun ne? Sebebi, kaynağı ne? Birilerinin kışkırtmasına gelmeden önce, bugünkü durumun kökenini, sebebini anlamaya çalış... Öfkelisin, evet; ben de öfkeliyim. Ama vurarak, kırarak, öldürerek asla çözemeyeceksin. Öteki, beriki farketmez, herkes, hepimizin evlatları, gençleri ve ülkesi zarar görecek...